Kur’anı Anlamak
Herkese hayırlı ramazanlar.
Bugün Nurettin Ersin Paşa Camii’nde, cuma namazı çıkışında imsakiye aldım.
(Ayrıca Girne için imsakiyeyi http://imsakiye.wikidot.com/kuzey-kibris:girne adresinden görebilirsiniz.)
Neyse asıl konu camii den aldığım imsakiyenin arkasındaki Prof. Dr. Mehmet Okuyan’ın yazısıydı. İşte o çok beğendiğim yazı.
Kur’an-ı Kerim’i arapça okumanın yanında, anlayarak okumanız dileğiyle.
—
Uzun süredir bu sütunlarda sizlere Kur’ân-ı Kerîm’i tanıtıcı bilgiler sunmaya çalıyorum. Bunu yaparken amacım, din adına konuşurken Yüce Allah’ın kitabından konuşmak gerektiğini ortaya koymaktır. Zümer sûresinin 3. âyetinde de belirtildiği gibi din bütünüyle Yüce Allah’a ait bir kurumdur; bu alanı başkasının doldurma hakkı yoktur. Dinî içerikli konuşmalar yapılırken Allah adına konuşulduğunu akıldan çıkarmamak gerekmesine rağmen insanlar genellikle kimin adına konuştuğunu unutur ve kendi kabul ve kanaatlerini din diye insanlara sunmaya çalışırlar. Şüphe yok ki bu tür davranışlar, bazen bazı insanlar tarafından hoş karşılansa da sorumluluk anlamında tehlikeli sonuçlar doğurur. En güzel nasihat ancak Yüce Allah’ın kitabıyla yapılabilir; çünkü O, kitabına bu ismi de vermiştir. Bu itibarla Yüce Allah’ın, kitabına kendisinin verdiği isimleri oradan tanımak ve bu ilâhî seslenişi ilgili kelimelerle gerçekleştirmek gerekmektedir. Bunun için bu yazıda Kur’ân”ın Kur’ân’da geçen isimlerini sizlere tanıtmak istiyorum.
el-Kur’ân: Kur’ân’ın, kelime kökenine uygun olan ismi budur ve “toplamak, bir araya getirmek, okumak, çok okunan şey” anlamlarına gelmektedir.
Kur’ân’ın okunmasıyla ilgili olarak Türkçe’de kullandığımız “okumak” işleminin Arapça karşılığı olarak farklı kelimeler kullanılmaktadır. Bu kullanımlardan biri kırâat, biri tilâvet, bir diğeri ise tertîldir. Kırâat, “anlamını düşünerek, anlayarak, hissed [Devamını Oku...]



