Soner Yalçın‘ın (soyisimlerimiz aynı :p ) Siz Kimi Kandırıyorsunuz! isimli kitabının 94/95 incı sayfalarında paranoyak bir insanın tanımını yapmış. Aynen yazdığı gibi buraya aktarıyorum.

Bu yazıyı okuyunca şizofren geldi aklıma. Paranoyak şizofrenin bir alt kademesi denebilir galiba :) . Ya da paranoyak şizofrenin aklı dengesi yerinde olanı diyebiliriz :) .

Paranoyak kimdir?

Aslında meselenin özü ne biliyor musunuz? Gazeteci, yazar, siyasetçi, akademisyen vb kimliklerde gördüğünüz bazı insanların ruh sağlığı hiç yerinde değil. Aşağıda yazacaklarımı bazı isimleri gözünüzün önüne getirerek okumanızı rica ediyorum.
O zaman bu kişilerin davranışlarını, söylemlerini ve yazdıklarını daha iyi anlayacağınızı umuyorum.
Önce bir tanım.
Paranoya: Sistemleştirilmiş sanrılarla (gerçekte var olmayan şeyleri görmek, işitmek gibi dayanaksız algılama) ve kişisel çatışmaların başkalarında olduğu varsayılan düşmanlığa yüklenerek yansıtılmasıyla tanımlanan ruhsal bozukluk. Mantık dizgesine oturtulmuş ısrarlı, değiştirilemez, çoğunlukla büyüklük ve zulme uğrama sanrılarıyla tanımlanan, sinsice gelişen kronik, işlevsel psikoz.
Yaşamları boyunca hafif kuşkulu olan bazı insanlar yaşlılıklarında paranoitleşirler.
Paranoit kişilik bozukluğu başkalarından kuşkulanmak ve onlara karşı giderek artan güvensizlikle tanımlanır; başkalarının amaçları daima kötü niyetli olarak yorumlanır…
Şüphecilik paranoyağın en belirgin ve ayrılmaz özelliğidir. Paranoyak için hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Paranoit kişilikli insan masum görünüşlü gerçeklerin kendisini şaşırtmasına izin vermez; onların içyüzünü görebildiğini iddia eder.
Sürekli gizli anlamlar çıkarmaya çalışır; oralarda bir yerde olduğunu bildiği düşmanları hakkında ipuçları arar. Algılamalarını, eskiden beri var olan düşüncelerinin ve önyargılı kararlarının ışığında yorumlar; yukarıdan aşağıya doğru giden bir mantık izler ve gizli düşmanlık tezini destekleyen en ufak bir ipucuna bile dört elle sarılır!
En güçlü kanıtları bile kendisini sahte bir rahatlığa yönlendirecek düzmece olgular gibi görerek bir kenara atar. Paranoyak bunlara kanmayacak kadar akıllıdır; yüzeyde çelişkili görünen gerçekler olsa olsa düşmanlarının ne denli akıllı ve kötü niyetli olduğunu kanıtlamaktadır. O tehlikenin orada olduğunu bilir! Yüzeyde rastlantı gibi görünen olaylara anlamlar yüklemek sabit bir fikir haline gelir…
İnanılmaz bir koleksiyoncudur, ama sadece kendi tasarladığı mantık sistemine uygun gerçekleri toplar. Bu anlamda paranoya tuhsal bozuklukların en entellektüelidir…
Paranoyakların muhalifleri, rakipleri ya da hasımları yoktur sadece düşmanları vardır. Düşmanlar ise yok edilmelidir…
Hiç bir itiraza tahammül göstermez. O gerçeği bilmektedir. Kendisinden farklı düşünecek kadar “aptal olanları” küçümser…
Mücadeleci, sinirli, huysuz, aşırı alıngan, kavgacı, tartışmacı, kolay incinen ve aşırı şekilde savunmacıdır…
Paranoyak sürekli tehdit altında ve tehlikede olduğu konusundaki sabit fikirlerini sorgulamayı göze alamaz. Çünkü bu onun kendini duygusal açıdan iyi hissetmesi için psikolojik olarak gereklidir.
Önemsizliğinin, sıradanlığının utancıyla yüzleşmez, bir komplonun merkezinde olduğunu “kanıtlamak” onu güçlü kılar.
Düşmanlar topluluğunun odak noktası olmak, paranoyağa büyük önem kazandırır.
Paranoyakların düşmanlarına gereksinimleri vardır…
Her zaman üstün bir güçten ya da dışardaki kişinin dileğini yaptırabileceğinden korkar ve abartılmış bir bağımsızlık tavrı sergiler… Onu denetim altına almak isteyen ve özerkliliğini yok etmeye çalışan hayali düşmanlarla sürekli savaşır…
Kendini Kaf Dağı’nda gören hırslı bir kişi sürekli başarısız oluyor ve başkaları tarafından önemsenmiyorsa, bunu kötü niyetli insanlara bağlar…

Not: Satırlar arasında gene boşluk bırakamadım :@ . Nekadar bırakırsam bırakayım gene hiç satır boşluğu yokmuş gibi oluyor. Affola.