Efsanevi Yazılar
Efsanevi Yazılar diye çok güzel bir e-kitap hazırlanmış. Her yazısını tek tek okudum ve içerisinde geçtekten çok derin içerikli kısa kısa hikayeler mevcut. Bu hikayeler ve yazılar gerçekten hayat dersi veren türden. 2 tanede komik yazı da var beğenip buraya koyduklarımın içerisinde.
Bunlar benim çok beğendiklerim. Tabikide bu belgenin içerisinde bu yazılar gibi 100 lerce güzel var ama hepsini yayınlamak… Önce “word” halinde tam şekliyle indirmek isteyenler tıklasın.
KİM ZENGİN?
Günlerden bir gün çok zengin bir baba ailesi ve oğlunu köye götürmüş. Bu yolculuğun tek amacı vardı, insanların ne kadar fakir olabileceklerini oğluna göstermek. Çok fakir bir ailenin yanında iki gece geçirirler.Yolculuk dönüşü baba oğluna sorar:
- “İnsanların ne kadar fakir bir hayat sürdüklerini gördün mü?”
- “Evet baba”
- “Ne öğrendin peki?”
Oğlu acı bir tebessümle gülümseyerek cevap verir:
- “Şunu gördüm : Bizim evde bir köpeğimiz var , onlarınsa dört tane. Bizim bahçenin ortasına kadar uzanan bir havuzumuz var, onlarınsa sonu olmayan bir dereleri. Bizim bahçemizde ithal lâmbalar var, onlarınsa yıldızları. Bizim görüş alanımız ön avluya kadar, onlarsa bütün ufku görüyorlar.”
Oğlan sözünü bitirdiğinde babası söyleyecek hiç bir şey bulamaz ve oğlan ekler:
- “Teşekkürler baba ne kadar fakir olduğumuzu gösterdiğin için…”
SAVAŞIN EN KANLI GÜNLERİNDEN BİRİ
Savasın en kanlı günlerinden biri.. Asker, en iyi arkadaşının az ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanin başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu ve:
- “Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?..” Delirdin mi ? der gibi baktı teğmen…
- “Gitmeye değer mi?. Arkadasın delik deşik olmuş… Büyük olasılıkla ölmüştür bile.. Kendi hayatini da tehlikeye atma sakin..”
Asker ısrar etti ve teğmen;
- “Peki Git o zaman..”
İnanılması güç bir mucize.. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü.. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti.. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
- “Sana değmez, hayatini tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş.. “
- “Değdi teğmenim.” dedi asker..
- “Nasıl Değdi?” dedi Teğmen.. “Bu adam ölmüş görmüyor musun?.. “
- “Gene de Değdi komutanım.. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı.. Onun son sözlerini duymak, dünyaya bedeldi benim için..”
Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- “ … Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı… Geleceğini biliyordum!.. “
EGER SİZDE;
Allah`a inanarak, emirlerine uyabilecek kadar İMAN,
Hayatin güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,
Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,
Doğru bildikleri için mücadele edebilecek kadar CESARET,
Topluma,ailene faydalı olabilecek kadar SAGLIK,
ihtiyaçlarına yetebilecek, zekatını verecek kadar PARA,
Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek kadar GÖZ,
Çevrenizdeki insanlara yardim eli uzatabilecek kadar CÖMERTLİK,
insanlardan karşılık beklemeden yapılabilen İYİLİK,
Yasam zorluklarına karsı hayati, insanları SEVMEK,
Yastık kadar yumuşak, rahat bir VİCDAN,
Dilini, gözünü, kalbini, keseni haramdan saklayabilecek iRADE,
Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyecek kadar SABIR,
Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,
varsa, SİZ ÇOK MUTLUSUNUZ…
EN İYİSİ
Dağ tepesinde bir çam olamazsan
Vadide bir çalı ol; fakat
Dere kenarındaki en büyük çalı sen olmalısın;
Ağaç olamazsan çalı ol.
Çalı olamazsan bir ot parçası ol.
Bir yola neşe ver;
Bir mis çiçeği olamazsan bir saz ol,
Fakat gölün içindeki en canlı saz sen olmalısın.
Hepimiz kaptan olamayız, tayfa olmaya
mecburuz,
Burada hepimiz için bir şeyler var.
Yapacak büyük işler var, küçük işler var.
Yapacağımız iş, bize yakın olan iştir.
Cadde olamazsan patika ol,
Güneş olamazsan yıldız ol.
Kazanmak veyahut kaybetmek ölçü ile değildir.
Sen her neysen onun en iyisi olmalısın.
HASAN SEN MİSİN ?
Adamın biri sinemaya gider. Tam sinemada film başlarken önüne saçını kazıtmış biri oturur ve sinemanın ışıkları bu saçını kazıtmış adamın kafasına vurur… Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez. Adam içinden “şunun ensesine bi tane yapıştırayım” der sonra “Oğlum adam iri yarı… Ellese bile beni parçalar” deyip vazgeçerken yanına Temel oturur.. Adam Temel’e dönüp;
- “Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vursana 5 milyon verecem” der. Temel de dayanamaz adamın ensesine bi tane yapıştırır ve devam eder;
- “Ulan Hasan sen burada mıydın” der.
Adam dönüp;
- “Ne Hasanı kardeşim” der.
Temel de;
- “Pardon kardeşim karıştırdım” der ve adam önüne dönünce 5 milyonunu alır.
Adam dayanamaz ve Temel’e dönüp;
- “Kardeş bir tane daha yapıştır sana 10 milyon vereceğim” der. Temel bir tane daha adamın ensesine vurur ve ilave eder;
- “Hasan sensin be yeme beni”
Adam dönüp;
- “Hasan değilim kardeşim be ” deyip ön koltuklardan birine oturur.
Temel’in yanındaki adam artık filmi bırakıp bu kafasını kazıtan adamı aramaya başlar ve bulur hemen Temel’e dönüp;
- “Bak kardeşim işte oraya oturmuş. Git ensesine bir tane daha vur sana cebimdeki tüm parayı vereceğim” der.
Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip ensesine bir tane yapıştırıp
- “Ulan Hasan burada mıydın, ben de yarım saattir arkadaki adamı sen sanıp ensesine vuruyorum” der…
AMAN BU OYUN HİÇ BİTMESİN
Berber, sokakta oynayan çocuklardan birini çağırdı ve o gelince cebinden biri beş milyonluk, öteki beşyüzbinlik iki banknot çıkardı, çocuğa uzattı:
Berber, saçlarını kestiği iş adamının kulağına eğilerek yavaş bir sesle, çocuğun aptallığını izlemesini söyledi.
Sonrada çocuğa döndü;
- “Bu iki paradan hangisini istiyorsan alabilirisin, Ali” dedi.
Çocuk, her iki banknota da dalgın dalgın baktıktan sonra beşyüzbinlik banknotu bir çırpıda kaptı ve hızla dükkandan fırladı, arkadaşlarının yanına koştu.
Berber, müşterisi iş adamına döndü:
- “Daha önce de söylemiştim bu çocuğun ne kadar aptal olduğunu. İşte şimdi de gözlerinizle gördünüz onun aptallığını.”
Saçının kesilmesi bittikten sonra iş adamı berber dükkanından çıktı ve biraz ileride arkadaşlarıyla oynamakta olan Ali’nin yanına gitti.
Ve ona, neden beş milyonluk banknotu değil de, beşyüzbinlik banknotu aldığını sordu.
Çocuk, hiç de aptalca olmayan bir ifadeyle iş adamının yüzüne baktı ve hafifçe gülümsedi:
- “Bu oyunu bende çok seviyorum. Beş milyonluğu alırsam, oyun biter.”
Yorum yapın